Rumeli Arslan
  SAĞLIK
 
NASIL BİR YEMEK DELİSİSİNİZ?
 
        Herkesin atıştırma alışkanlığı farklıdır. Ne tarz olursa olsun bu alışkanlığınızı sağlıklı olanla değiştirmelisiniz.
1-     Çalışma masasında yemek yiyenler: İşyerinizin dolabını meyve, ton balığı konservesi ve yoğurtla doldurun. Sakız çiğneyin, çok su için. Bilgisayarın önünde yemek yemeyin.
2-    Gözü doymayanlar: Ufak tabaklar ve uzun bardaklar kullanın. Yemek yerken slow müzik dinleyin. Tabağın yarısını yeşil, yarısını protein ve nişastalı besinlerle doldurun.
3-    Sürekli atıştıranlar: Daima tabağa alarak yiyin. Atıştırmak için meyve bulundurun.
4-    Parti atıştırıcıları: Partiye geç ve mutlaka tok gidin. Tabağınıza 2 çeşitten fazla koymayın.
                        
                           ABUR CUBUR KRİZİYLE NASIL BAŞA ÇIKILIR? 
1-     Beslenmelerine dikkat eden insanlarla arkadaş olun.
2-    Kahvaltınızı yapmadan sakın yola çıkmayın.
3-    Daima sonu mutlu biten filmler izleyin. Acıklı filmler daha çok atıştırmanıza neden oluyormuş.
4-    Spor yapmanın verdiği rahatlıkla yemek yemeyin.
5-    Yemeğinizi küçük porsiyonlara bölün, asla dolaptan ya da paketten yiyecek tüketmeyin.
6-    Diyet ürünler tüketmeyin. Bu yiyecekler de diğerleri kadar kalori içerir.



DİYABET VE BESLENME
 
             Dr. Robert Young ve S.Redford Young’un diyabetle ilgili yeni yaklaşımlarına göre, diyabetin temel nedenlerinden biri pankreastaki hücreleri çevreleyen sıvıların asit dengesinin bozulmasıdır. Aşırı asit üretme vücudun insülin üretme ve şekerle birlikte bunu kullanmasını engeller. Asit dengesi sağlanırsa diyabet oluşmaz.
 
BESLENME TUTUMU
                  Her zaman doğal, organik, işlenmemiş besinleri tercih edin, asitli besinlerden kaçının. Çok miktarda yeşil sebze, iyi su ve iyi yağ almaya bakın. Şekerli ve nişastalı yiyecekler yemeyin. Sık yemeli ve yeterli olduğuna inandığınızda durmalısınız. Yiyecekleri pişirme sırasında 50 derecenin altında ve olabildiğince kısa sürede ısıtın. Bu besinlerdeki enzimlerin ölmemesini sağlar.
Vücuttan asidi temizlemenin en iyi yolu vücudu temizlemek yani bol miktarda sıvı tüketmektir. Su ; vücutta sıcaklığı dengeler, organları korur, sindirime yardım eder, besin öğelerini hücre içine taşır, asit atıklarını uzaklaştırır. Diyabetli kişiler asidin atılabilmesi için günde ortalama 4 lt sıvı kaybederler. Sadece kaybedilen su miktarını geri almak vücudumuzdaki asitten tümüyle kurtulmamızı sağlamaz. Bu yüzden beslenme biçimimizi de vücuda su kazandırma yönünde değiştirmeliyiz. Sebzelerin %90’ı su olduğu için sebze temelli beslenmeliyiz.
 
DİYABETE ŞİFA OLAN YİYECEKLER
 
AVOKADO
Bol miktarda protein ve doymamış yağ içeren avokado vücuttaki asidin atılması için gerekli lif ve suya sahiptir. Çok az miktarda şeker içerir, çabuk sindirilir.
 
DOMATES
Özellikle et tüketiminde oluşan asidin vücuttan atılmasına yardımcıdır. Şişelenmiş veya konserve edilmiş domates sosları asitlidir. Bu yüzden taze domatesi tercih etmelisiniz.
 
BROKOLİ
C vitamini kaynağıdır. Kan şekerini ve kolesterolü düşürür, zayıflamaya yardımcıdır.
 
SALATALIK
Az miktarda şeker, yüksek miktarda potasyum içerir. Sıvı miktarı yüksektir. Asitlerin deriden atılmasına yardımcıdır.
 
SOĞAN- SARIMSAK
Bu iki besin içeriğindeki maddeler sayesinde kan şekerini düşürür. Soğan glikozun emilimini sağlar, insülin üretimini arttırır. Sarımsak kan basıncını düşürür, damar içerisinde plak oluşmasını engeller.
 
AYRIK VE ARPA
Bu otlar en düşük şekere, en yüksek protein ve vitamine sahiptirler. Diyabetli bir kişinin asla dolabından eksik etmemesi gerekir. Bir litre su içerisinde 100gr. Ayrık otu veya arpa 15 dk. içerisinde kan şekerini normal düzeye getirir.
 
ISPANAK
Kan basıncını ve kolesterol düzeyini dengeler, asit miktarını düşürür, kilo vermeye yardımcıdır.
 
SOYA FASULYESİ
Protein kaynağıdır. 8 temel aminoasidi barındıran tek sebzedir. Kansere karşı da etkilidir.
 
LİMON, MİSKET LİMONU VE GREYFURT
Düşük şeker içerdikleri için diyabetli kişilerin tercih etmesi gereken meyvelerdir.
 
HİNDİSTANCEVİZİ
İyi yağlar bakımından mükemmel bir kaynaktır. Kan şekerini düşürür, kemik oluşumuna yardımcıdır, kan hücrelerinin oluşmasını sağlar.
 
BALIK
İyi yağlar bakımından zengin bir diğer yiyecek de balıktır. Haftada 1-2 kez balık yemelisiniz. Somon, kılıçbalığı, uskumru, sardalya, alabalık, ton ve yılan balığı gibi yağlı ve taze balıkları tercih etmelisiniz.
 
 
DİYABET VE EGZERSİZ
 
İyi bir diyetle kombine edilmiş bir egzersiz, diyabet hastaları için sağlıklarını korumak adına uygulayabilecekleri harika bir yöntemdir. En ideal aktiviteler ise bisiklet ve yüzmedir.
Düzenli bir egzersiz kilo verdirir, kandaki glikoz düzeyinin dengelenmesine ve insülinin düzenli çalışmasına yardımcı olur, stresi önler, kan şekerini düşürerek ilaçsız diyabet tedavisini mümkün kılar. Ayrıca diyabet kol ve bacaklarda bazı sorunlara yol açtığı için egzersiz bu bölgelerdeki kan dolaşımını hızlandırmak adına faydalıdır. Haftada en az 3 kez 30-45 dk süreyle egzersiz yapın. Bir saatten fazla bir süredir bir şey yemediyseniz ve kan şekeriniz 100-120’den aşağıysa egzersiz öncesi bir elma yiyebilir, süt içebilirsiniz. Eğer insülin kullanıyorsanız yemekten sonra egzersiz yapın. ilaç tedavisi yüksek düzeyde seyrediyorsa egzersiz yapmamak daha iyi olacaktır.
 
 

                                                                                                 

Kiloyu al, hastalığı bekle

Fazla kiloların psikolojik olduğu kadar fizyolojik açıdan da kişi üzerinde olumsuz etkileri var. İskelet sistemi ve omurga şişmanlarda deforme olurken, kalp krizi, dolaşım ve hormonal bozukluklar kapınızda bekliyor. 40-44 yaşlarına ideal kiloda giremeyenler için tehlike çanları çalıyor

Şişmanlığın başlıca zararları nedir?
Kısaca şişmanlığın zararlarına değinecek olursak, birincisi psikolojik sorunlardır. Birçok kişi şişmanlığın estetik görünümlerini etkilediği için güzellik ölçülerinden uzaklaştığını düşünmekte ve şişmanlamaktan kaçınmaktadır. Beden imajının son zamanlarda çok fazla değişmesi, özellikle ergenlik çağına giren genç kızlarımızı olumsuz etkiliyor. Babayı bir kenara bırakın, genç kızla en fazla 11, 13, 14 yaşlarında ilgilenecek olan annedir. Bilinçli bir anne, "Kızım sen artık hormonlarında östrojen artmaya, kadın ve genç kız olmaya başladın. Bunun sonucunda oluşan yağlanmaların ileride dünyaya bebek getirdiğinde sana lazım olacak" deyip psikolojik olarak devamlı kızını telkin etmesi gerekir.

 

Bunu yapmıyorsa..
Özellikle kız çocukları arkadaşlarından bazı yanlış birtakım olumsuz etkenleri aldığı zaman, bulimia ile anoreksia nevroza itiliyor.

 

Bulimia nevroza nedir?
Örneğin, bir genç kızın 5-6 kilo fazlası vardır. Arkadaşları ve çevresindekilerin olumsuz etkileri ile, "Boş ver ye. Suçluluk duygusu hissettiğin an parmağını at o yediklerini çıkart hiçbir şey olmaz" diyor ve bu durumun anne baba da farkında olmuyor. Genç kız, istediğini yiyor; yiyor tuvalete gidiyor bir parmak atıyor ve çıkartıyor. Kişi kilo verdiğini zannediyor. Halbuki gırtlaktan giden bir şeyin geri dönüşü, artık sağlığı bozacak boyutlara geliyor. Eğer bu olumsuz psikolojik durum çözümlenmez ise ileride 'anoreksia nevroz' denilen ölüm durumuna getiriyor.

 

Anoreksianın bulimiadan farkı nedir?
Genç kız artık sıska olmuştur. İdeal kilonun 4-5 kilo altındadır. Hâlâ aynaya baktığı zaman kendini şişman görür. Hâlâ parmak atar, biüretik ilaçlar alır, zayıflamak için kendini öldürür. Onu bunu yemez, bir sürü aktiviteler yapar. Bunun sonu ölümdür. Her şeyden önce, anne babanın o yaştaki genç kız ve erkeklere yardımcı olması gerekir. Bu hastalık, genç kızlarda yüzde olarak çok fazla görülüyor.

 Nasıl tedavi edilmeli?
Eğer iş koptu ise muhakkak bir psikiyatrist ve psikolog ile bir diyetisyen veya obezite uzmanının desteği ile ailelerin işbirliğinde bu hastalıktan kurtulunması gerekir. Blumia ve anoreksia nevroza, Türkiye genelinde daha istatiksel olarak az olmasına rağmen Batı'da bu çok büyük rakamlara ulaştı. Önce mankenlerde görüldü, daha sonra da ergenlik çağındaki genç kız ve erkeklere yayıldı.

 Şişmanlığın yol açtığı fiziksel rahatsızlıklar neler?
Öncelikle mekanik yetersizlikler söz konusu. İnsan iskelet sistemi belli bir yükü taşımakla görevli. Eğer iskelet sistemi üzerine gereğinden fazla yük bindirirsek, bu yükü taşıyamadığı için birtakım ortopedik rahatsızlıklar söz konusu oluyor. Karın bölgesi aşırı yağlanmış bir kişiyi düşünelim, bacakları da aşırı yağlanmış; temiz kan atardamarlar ile gidiyor, pis kan ise toplardamarlarla geri dönemiyor. Karın ve bacak kasları normal yağlı olup ve güçlü olan kişiler, geri dönüşüme büyük katkı sağlıyor, ama şişman olan bir kişi, hem kasları zayıfladığı için hem de iki bölge yağlı olduğu için geri dönüşümde damarlar görevini yerine getiremiyor. Bunun sonucunda da alt bölgede göllenmeler söz konusu oluyor. Bu durum, varislere, bayanlarda selülitlere de neden olabiliyor. Bir de göbekli kişilerde omurga bozuklukları yaygın olarak görülüyor.

 Başka ne gibi hastalıklar yapıyor?
Metabolik bozukluklar söz konusu. Aşırı şişman olan kişilerin gut hastalığına yakalanma riski fazla. Safrakesesi taşlarına neden oluyor. Kandaki lipidlerin, yağların artmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da kolesterol ile trigliserid (kan yağı) artıyor. Şişman olan kişinin kan basıncı da normal bireylere göre daha yüksek olduğu için de yüksek tansiyona yakalanma riski oldukça fazla oluyor.

 Bu durum her iki cins için aynı mı?
Erkekler ile hanımlarda kalp ve kan dolaşımı bozukluklarının risk oranları farklıdır. Rakamsal olarak, 35-44 yaşlarındaki erkeklerde ortalama ağırlıktaki yüzde 10'luk artış, koroner kalp hastalığı riskinde yüzde 38'lik bir artışa eşdeğerdedir. 20 yaşından itibaren orta yaş dönemine kadar olan süreçte 10 kilo alan hanımlar, kalp krizi riskini ikiye katlar. Kilosu ortalamanın altında olanlar, düşük riske sahip oluyor. Yani, ideal kiloda olanlar düşük riske sahip oluyor. Orta yaş dönemindeki kilo sorunu ise ileride kalp ve damar dolaşımı sistemi olumsuzluklarına neden olabiliyor.

 Tehlike sınırı hangi yaşlarda daha yüksek?
Özellikle 40-44 yaşlar, her iki cins için çok tehlikeli. Eğer 40-44 yaş devresine ideal kilodan yüzde 20'lik bir fazlalıkla giriyorsak, ölüm oranı zayıf kişilere nazaran yüzde 40 fazla. Eğer yüzde 40'lık bir fazlalıkla gidiyorsak, ölüm riski ideal kilolu
olan kişilere nazaran yüzde 80.

 Şişmanlık bedenimizde başka ne gibi olumsuzluklara yol açıyor?
Fazla kilolar, deri altında bulunan kıl dibi keselerin tıkanmasına neden olurken, birtakım cilt enfeksiyonlarına yol açabiliyor. Yine şişman kişilerin aşırı terlemesi, kokması hep bu deri hastalıklarından kaynaklanıyor.

 Fiziksel zararları neler?
Şişman olan insanlarda yağlar, frenleyici etki yaptığı için yolda yürürken ufacık bir taşa bile bastıklarında, hantal vücutlarından dolayı ortopedik birtakım rahatsızlıklar söz konusu olabiliyor. Cerrahi müdahalelerde hekimlerin işleri de çok güç
olabiliyor. Yağların arasından organlara gidip operasyon yapmakta zorlanıyor. Bu zararlar, böyle çoğaltılabilir. Bir de diğer faktörler olarak, şişman erkeklerde prostat riski yüksek oluyor. Kolon hastalıklarına yakalanma riski de oldukça fazla. Fazla kilolar vücudumuzdaki bazı bezlerin fazla çalışmasına yol açarak, bazı kanserlere sebep oluyor.

 

'Aynayla barışığım'
Her zaman ayna ile barışık olduğunu anlatan Aşkın Nur Yengi, "Her 4-5 kilo fazlası olan kadın kendini şişman hisseder. Biz Akdenizliyiz ve biraz kadınlarımız balıketli. Bir gün aynaya baktım ve hatalarımı, kusurlarımı gördüm. Kilolarımın fazla geldiğini hissettim. Kendi irademi tartmak istedim ve sonunda başarılı da oldum" diyor. Zayıflama programı öncesinde 58 kilo olduğunu anlatan Yengi, "Şu anda 53 kiloyum ve bunu 1.5 yılda başardım. Daha önce Mezoterapi Zayıflama Merkezi'nde Halim Küçükay ile birlikte 4 kilo vermiştim. Önceden hiç su içmezdim ama Haluk Saçaklı'nın reçetesi ile hem yemek
yiyerek hem de su içerek kilo verdim" diyor.
Kontrollü ve düzenli beslenerek kilo verdiğine dikkat çeken Yengi, "Arada bir yine kontrole gidiyorum. İşimden dolayı spor yapamıyordum, şimdi düzenli hale getirdim. Spor yapamadığım zamanlar yürüyorum. Şu anda kendimi sağlıklı hissediyorum. Yapılan antropometrik ölçümlerde 53.9 kilo olmam gerektiği saptandı ve şu anda bunun altındayım. Bazen 1 kilo alıyorum ve sinirleniyorum. Artık aynaya baktığımda kendimi kötü hissetmiyorum. Bence her insan ayna ile barışık olmalı" diye konuşuyor.
Sahnede dış görünüşün önemini vurgulayan Yengi, "Benim 52-53 kilo olmam gerekiyor. Daha alta düşersem kemik yapım ince olduğu için gözlerimin büyüklüğü fazla ön plana çıkıyor. Bu dengeyi korumaya çalışıyorum. Yemek yemeği çok seviyorum, şimdi bunu rahatlıkla gerçekleştiriyorum. İleride hamile kalırsam, ne olur bilemiyorum" diyor.

 

3. ay beslenme listesi
Günde 1600 kilo kalori
Günlük toplam gıda planlaması
1- Süt grubu: 3 porsiyon
2- Et grubu: 5 porsiyon
3- Sebze grubu: 2 porsiyon
4- Meyve grubu: 4 porsiyon
5- Ekmek/tahıl grubu: 9 porsiyon
6- Yağ grubu: 4 porsiyon
7- Şeker: 0 porsiyon

 

Öğünlere göre tüketeceğiniz yiyecekler:
n Bir bardak oda sıcaklığında su


   * Şekersiz limonlu açık çay

   * 1 ince dilim kepek ekmeği

   * 1 kibrit kutusu büyüklüğünde yağsız beyazpeynir

   * 1'er adet söğüş domates ve salatalık

   * 8 adet yağsız yeşil zeytin

   * 1 su bardağı diyet süt

   * 1 porsiyon mevsim meyvesi

   * 2 adet grisini ya da 1 porsiyon tahıl değişimi (tüm kepekli ve lifli kuru gıdalardan her gün birini seçmek)

   * 4 köfte büyüklüğünde yağsız et, köfte, tavuk ya da balık

   * 2 ince dilim kepek ekmeği

   * 1 su bardağı diyet yoğurt

   * 1 porsiyon mevsim meyvesi

   * 1 porsiyon mevsim meyvesi

   * 2 adet grisini ya da 1 porsiyon tahıl değişimi

   * 2 tatlı kaşığı zeytinyağı ile hazırlanmış 1 porsiyon (4 yemek kaşığı) sebze yemeği

   * 2 su bardağı makarna ya da pilav veya 16 yemek kaşığı kuru baklagil

   * 1 su bardağı diyet yoğurt

   * 1 porsiyon mevsim meyvesi

   * 1 bardak oda sıcaklığında su
Günde 8-12 bardak su içilmesi öneriliyor.




 
                                          

 



                                         
 

Boyunuz cm

   
Kilonuz kg İdeal Kilonuz kg
Yaşınız    
Cinsiyetiniz Fark kg
KAPAT
 
  Bugün 10 ziyaretçi (71 klik) kişi burdaydı!
 
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Free counter and web stats